MOR / İlknur Kılınç
MOR / İlknur  Kılınç
13 Kasım 2016 Pazar
ilknur_kilinc33@hotmail.com
DİLİMİN UCUNDA KÜFRE DÖNÜYOR..

Seçkilerimden..

BELKİ YİNE GELİRİM

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir

Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü

Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa

Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse

Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de

Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka

Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.

 

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent

Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

 

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini

Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki

Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan

Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı

“Tükürsem cinayet sayılır” diyordu birisi

Tükürsek cinayet sayılıyor artık

Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların

 

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara

Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense

Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar

Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor

Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği

Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki

Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

 

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum

Okuduğum bütün kitaplar paramparça

Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma

Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent

Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum

Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler

Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

 

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor

Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere

Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak

Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık

Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri

Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu

Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

 

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği

Dizginlerini koparan bir at sanki bu

Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar

Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa

Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum

Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte

Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

 

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa

Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez

Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı

Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye

Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür

Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak

Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

 

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir

Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa

Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem

Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü

İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne

Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz

Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün…

 

***

Aşk, özlem, yalnızlık, ayrılık ve sevgi adına söylenmesi gereken en güzel dizeleri söylemiş, yaşayan en önemli toplumcu şairimiz…

2 Aralık 1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde (Bu ilçe şuan Karabük’e bağlı) doğan Ahmet Telli, Hasanoğlan ve Kayseri Pazarören, Pınarbaşı öğretmen okullarında eğitim gördü.

Öğretmen okulundan sonra dört yıl ilkokul öğretmenliği, daha sonra da Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirmesinin ardından, Kastamonu, İnebolu, Doğanyurt’ta, Kırıkkale’de ve Ankara Atatürk Lisesi’nde Türkçe, Edebiyat öğretmenliği yaptı. 1981’de Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenken, sıkıyönetimce tutuklanarak görevine son verildi. Aynı yıl, TCK’nın (o zamanlar) 141, 142 ve 146. maddelerinden yargılandı. 141 ve 146’dan beraat etti. Cigerhun’un şiirleri üstüne yazdığı bir yazısından ötürü 142. maddeden kısa bir süre hüküm giydi.

 

Kitapçılık, yayıncılık yaptı, çeşitli yayınevlerinde yönetici ve editör olarak bulundu. 1993’te mahkeme kararıyla öğretmenliğe döndü ve emekli oldu. İlk şiiri 1961’de yayımlandı. 1972’de Cengiz Tuncer’in Kerkenez adlı romanı üstüne yazdığı ilk yazısına Varlık Dergisi Eleştiri Ödülü ikinciliği verildi. 70’li yıllarda daha çok deneme ve kitap tanıtma yazıları yazdı ve kitaplarını 1979’dan sonra yayınlamaya başladı.

 

1980’de Hüznün İsyan Olur kitabına Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (Metin Altıok’la birlikte); Saklı Kalan adlı kitabına da 1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü verildi. 2010 yılında yayınlanan Nida kitabına da 2011 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü verildi.

 

Özellikle 1972’den sonra, birçok edebiyat dergisinde yazıları, şiirleri yayımlandı. Türkiye Yazıları dergisi (Mart 1983, sayı: 72), Kavram ve Karmaşa dergisi (Ocak – Şubat 2002, sayı:22), Gümüş – Deliler Teknesi eki – (Ocak 2007), Bireylikler dergisi (Mayıs – Haziran 2011, sayı:32) şiiriyle ilgili özel sayılar yayımladılar.

 

1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan’a yakın durduğu söylenebilir.

 

Şiir Kitapları:
Yangın Yılları (1979)
Hüznün İsyan Olur (1979)
Dövüşen Anlatsın (1980)
Saklı Kalan (1981)
Su Çürüdü (1982)
Belki Yine Gelirim (1984)
Çocuksun Sen (1994)
Kalbim Unut Bu Şiiri – Seçmeler (1994)
Barbar ve Şehla (2003)
Yüzünün Doğusu Gül – Gul e Rojhilata Ruye Te – Şiirlerden seçmeler Türkçe – Kürtçe (2005)
Nida (2010)

 

Yazılar:
Ben Hiçbir Şey Söylemedim (2001)
Sulara mı Yazıldı (2001)
Buradayım Sözümde (2005)
Neylersin (2012)
Söylesen

 

Öykü:
Arkadaşlık Günleriydi

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Yorum yazmak için giriş yapmalısın